Veri Odaklı Sistemler ve Şirket Yönetimi
Günümüzde pek çok işletme için Veri Odaklı Sistemler ölüm kalım meselesi haline gelmiştir. Ancak, bir işletmenin yönetiminde analiz ve karar süreçlerini veri odaklı hale getirme girişimleri büyük oranda başarısızlıkla sonuçlanma riskine sahiptir. Bunun iki temel nedeni bulunmaktadır. Birincisi işletme sahipleri ya da üst kademe yöneticilerin karar verme süreçlerindeki tehlikeli alışkanlıklardan kurtulamamaları, ikincisi ise son teknolojiye ulaşabilmek için yatırımın hedefin dışına çıkıp sonuçlanamamasıdır.
Veri odaklı dijital dönüşüm projeleri başarısızlık riski içerse de aslında doğru bir süreç yönetimi ile rahatlıkla başarı ile sonuçlandırılabilir. Bunun için işletmenin veri odaklı bir sistem ile neler kazanabileceğini öğrenmesi ve buna ihtiyaç hissetmesi gereklidir.
Bu durumda önce Veri Odaklı Sistemlerin ne olduğunu ya da ne olmadığını anlamak gereklidir. Veri Odaklı Sistem, işletmenin bu sisteme dahil edilmiş tüm süreçlerindeki verileri saklayan ve işletmenin karar verme sürecinde (üçüncü parti veri kaynaklarını da kullanarak) ihtiyaç duyduğu anlamlı bilgilere dönüştürmeyi sağlayan analiz sistemleri topluluğudur şeklinde tanımlanabilir.
Tanımdan da anlaşılabileceği gibi Veri Odaklı Sistem, bir veya birden fazla sistemin birleşmesinden oluşur. Veri Odaklı Sistemler sizin adınıza karar vermezler ancak karar verme sürecinde sizin pek çok faklı senaryoyu karşılaştırmanızı / analiz etmenizi sağlayacak yetenekler sunarlar.
Veri Odaklı Sistemler, işletmeye ait tüm süreçlere entegre edilebilir ve Şirket Yönetimi için bir model olarak kullanılabilir. Bir işletmenin bu sistemi benimseyebilmesi için analiz ederek karar verme sürecine hazır/istekli olması ve “çevresini” iyi algılayabilmesi gerekmektedir.
Sanayi devriminden önce bir işletme sahibinin yalnızca yaşadığı yakın “çevrenin” ihtiyaçlarını anlıyor olması başarılı olması için yeterliydi. Burada bahsettiğimiz çevre birkaç yüz km2den daha fazla olmayan bir ölçeği temsil etmektedir. Eğer bu bölgede ayakkabı ihtiyacı var ve siz ayakkabı üretebiliyorsanız bunu yapmanız sizin başarılı olmanız için yeterli olacaktır. Üzerinizde yeni model, rakip ya da fiyat baskısı yoktur.
Sanayi devrimi sonrası “çevre” kavramı ulaşımın gelişmesi ile birkaç yüz km2den birkaç bin km2ye genişledi. Artık yalnızca sizin kasabanızdaki ihtiyaçları bilmeniz yetmiyordu. Komşu kasabada ne gibi ihtiyaçlar var sorusunu da kendinize sormanız ve komşu kasabadaki bir rakibiniz sizden daha iyi, yeni ya da ucuz ayakkabı üretiyor mu diye endişe etmeniz de gerekiyordu.
Zaman içinde çevre, kasabadan şehre, şehirden ülkeye ve günümüzde tüm dünyaya dönüşmüş durumdadır. Sanayi devrimi öncesinde bir ayakkabı üreticisi ömrü boyunca yalnızca bir model ayakkabı üretmişken, bugünün ayakkabı üreticileri birkaç mevsim sonrasının ayakkabılarını tasarlamak, bunlar için araştırma yapmak, araştırma ve üretim için kaynak bulmak, rakipleri arasında ayakta kalabilmek için belki de yeni pazarlar yaratmak durumundadır
VALURA Ekibi
